top of page

GÜVEN ADIGÜZEL İLE SÖYLEŞİ


-Müdavim deyince kalbinize düşen nedir?

-Müdavimlik, devam etmenin ortasında duruyor. Gediklisi olmak, daimî ve sürekli. Parlak bir imge ve cazibeli. Bu bana hayatı çağrıştırıyor öncelikle. Alışkanlıklar, rutin ve yaşamak. Bir şeyin, bir yerin, bir eylemin müdavimi olmayı anlıyorum, korunaklı, rahat ve sürprizsiz. Elbette yalnızca bunlardan ibaret değil, tutku, çile ve adanmışlık da var içinde. İnsanın her şeyden ve her yerden çok kolay sıkıldığı bir çağda, müdavimlik bir meziyet belki de.

-''O filmin sonunda ağlayacaktık galiba'' mısraınıza şerh düşecek bir film var mı? 

-O kadar çok film var ki beni dağıtıp duvara çarpan. Bazı filmler insanın kalbine sığmaz, büyüdükçe büyür. Vesikalı Yârim mesela, tuhaf bir şekilde Peter Naess’in yönettiği Elling ya da. İzlediğim filmleri kolaylıkla unutuyorum aslında, Baran filmindeki içine yağmur biriken o ayak izini hiç unutmadım ama. Avukat Saul Goodman da bütün o hinliğiyle birlikte çok hüzünlü gelir bana. A.Thomas Jensen filmlerindeki kara mizahın içindeki derin kederi duyarım. Hüzünlü humor seviyorum.

-Niye yeni bir dergi, neden söze tutunmak, niçin hâlâ matbu? 

-Çünkü yaşamak ve sevgilim hayat.

-Mülkünün kıblesine yani kalbinin tam ortasına modernizmin bayrağını dikenlere şiirlerinizde ve yazılarınızda isyan ediyorsunuz. Önce kalp sonra insan modernizme teslim mi oluyor?

-Dünyanın büyüsünün bozulması ve bizim iki yüzyıllık modernleşme maceramız. Çok su kaldıracak uzun bir mesele bu. Galiba, zihnimiz bu teslimiyeti anlayacak durumda bile değil. Modern dünya dönüyor.

-''Sana söylemediğim şeyler var, sana söyleyemediğim şeyler bahsi, dünyanın yenilmiş tüm çocuklarını da kapsar'' diyorsunuz bir şiirinizde. Nedir o söyleyemediğiniz? 

-Şiirin bağlamında asla söylenemeyecek olan, görene ayan, aşığa pinhan.

-Biz hep dünyadan yanayken neden dünya bizden yana durmuyor?

-Dünyanın öyle bir vaadi yok. Alçakta çünkü. Aşağıda. Düştüğümüz yerde.

-İşgal edilmiştir inandığımız tüm çiçekler, peki bu işgal edilmiş çiçekleri kim kurtaracak? 

-Sen. Evet evet, sen.

-Son olarak kararsızlar dağıtıldıktan sonra bizi bekleyen nedir?

-O kararsızlıkta, yani bir türlü ikna olamamakta derin bir güzellik var. Kararsızları, dalgınları, hayret edenleri savunmalıyız.


 
 
 

Comments


bottom of page