TÜRK BEKLENENDİR
- Ali Sönmez
- 16 Haz 2024
- 2 dakikada okunur

Sahne 1:
Bosna Hersek'te görevli Türk Silahlı Kuvvetleri Barış Gücü Komutanlığı Karargâhı. Komutan masasında oturmaktadır. Yanında Bosna’nın dağ köylerinden birinin ileri gelenlerinden Enver amca ve arkadaşları vardır.
Komutan: Enver amca siz hiç merak buyurmayınız, ihtiyaç sahibi kim varsa hepsine yardım elimizi uzatacağız tek bir aile bile eksik kalmayacak şekilde askerlerimiz listeyi hazırlıyor.
Enver Bey: Allah sizlerden razı olsun komutanım Allah Türkiye’mize zeval vermesin. (Amin amin.. sesleri yükselir)
(Asker elinde bir dosyayla içeri girer)
Asker: Komutanım istediğiniz dosya hazır. Köyün ileri gelenleriyle yapılan görüşmelerde bütün ihtiyaç sahibi ailelerin listesi ve adresleri bu dosyada.
Komutan: Sağ ol evladım. Unutmayalım ki sadece Türkiye değil bütün bir cihan bizi gözler. Al bayrağın gölgesi zulüm güneşinin altında kavrulan bütün mazlumların üzerindedir. Çalışmalarımızı ona göre yapalım. Yarın inşallah yardım kolilerimizi emanet sahiplerine ulaştıralım.
Sahne 2:
Loş bir ışık vardır askerler yardım kolilerini omuzlamış ev ev dolaşmakta çalınan her kapıdan dualar yükselmektedir. Sahne aydınlanır komutan sahnenin ortasında askerlerle konuşmaktadır.
Komutan: Evladım bütün emanetler ihtiyaç sahiplerine teslim edildi mi?
Asker: Edildi komutanım. Tek tek ev ev dolaşarak bizzat teslim ettik yardım kolilerini.
Komutan: Sağ olun evlatlarım sağ olun. Bosna’mız bize Fatih Sultan Mehmet Hanın emanetidir. Onu mahzun etmeyelim Boşnak kardeşlerimizi yalnız bırakmayalım.
(Sahneye Enver Bey girer)
Enver Bey: Komutanım sizleri de lüzumsuz yere çok meşgul ediyoruz ama kusura kalmaz iseniz sizden son bir maruzatımız olacaktı.
Komutan: Buyur Enver Amca söyle çekinme, devletimiz bizi sizlere hizmet ile vazifelendirdi.
Enver Bey: Yardım kolilerinin dağıtılacağı liste hazırlanırken dağlık bölgede yalnız yaşayan bir teyzeyi unutmuşuz. Eğer mümkünse ona da bir yardım kolisi götürebilir miyiz?
Komutan: Tabi tabi götürürüz Enver amca
Komutan: Oğlum sen benimle gel (kolilerden birini omuzlar). (Enver Beye dönerek) Enver Amca siz de bize yolu gösterin.
Enver Bey: (yüzü birden aydınlanarak sanki gençleşmiş gibi)emredersin kumandanım!
(Herkes sahneden çıkar ve sahne kararır)
Sahne 3:
Eski, küçük bir köy evi, fonda deruni bir ney sesi vardır. Loş ışığın aydınlığında namazını bitiren yaşlı teyze seccadesini toplar ve rahlesinin başına oturarak sessizce kuran okumaya başlar. Az sonra kapı çalar.
Yaşlı Teyze: Allah Allah kim benim kapımı çalar ki (diye mırıldanarak yavaşça doğrularak kapıyı açar.)
Enver Bey: Selamın aleyküm Fatma Bacı. Bak sana ağır misafirler getirdim. Öz asker gardaşlarımız sana yardım getirdi.
Yaşlı Teyze: (gelenleri tepeden tırnağa süzerken yüzü birden aydınlanır, gözleri heyecanla parlar) Ve Aleyküm Selam oğul Türk müsünüz?
Komutan: Evet ana Türk’üz (diyerek yaşlı teyzenin elini öper.)
Yaşlı Teyze: (komutana kendi oğlu gibi sarılarak) şükürler olsun Rabbime şükürler olsun!!! geleceğinizi biliyordum oğul geleceğinizi biliyordum, yıllardır sizi bekliyor bu topraklar. ahh oğul ah nerede kaldınız?
Komutan: Ah çilekeş anam ah al bayrak da sizin hasretinizdedir.
Yaşlı Teyze: Geçin oğul geçin, oturun şöyle, size soğuk bir ayran vereyim.
(Yaşlı teyze içeri gider askerler ve Enver Bey otururlar)
Asker: (duygu yüklü bir ifadeyle) Komutanım bu kadar uzakta sanki öz anamı görmüş gibi oldum. Şu ev, şu küçücük oda, bu cana ferahlık veren huzur dolu yuva kokusu… ne kadar da bize benziyorlar.
Komutan: (oturduğu yerden doğrularak odanın ortasına doğru yürür.) Evladım zannetme ki Türklük sadece kandadır. Türklük: sinelerdeki kanı temizleyen imandadır. Türklük: er meydanında Gönlü iman ile dolu pehlivandadır. Türklük Hem İstanbul’da, Ankara’da, hem Bosna’da, Bağdat'ta hem Halep'te, Şam’dadır. Türklük gö
nlünde ay yıldızlı al bayrağın hasretini taşıyan tüm cihandadır.
(Çırpınırdı Karadeniz türküsü başlar Işıklar söner, türkü bitince sahne kapanır)
Comments